Postnişinler
Hafız Mehmet Salih Baba

Hafız Mehmet Salih Baba

Postnişin: 1890 · Hakk'a Göçü: 11 Şubat 1917

Hafız Salih Mehmet Baba

Tekke postnişinliğine daha sonra "sıradışı bir kişilik sergileyen"65 Hafiz Baba geçmiştir. Tekke onun ismiyle de anılmıştır. 1847 yılında İstanbulda doğan "Hafız Baba'nın asıl adı Mehmet Salih, mahlası ise hafiz' dır. Kayıtlara Hafız Baba şeklinde geçen şairin, mahlası onun lakabı veya unvanı haline dönüşmüştür. Kendisinin de Divanı'nda beyan ettiği gibi adı, asıl adının ve mahlasım birleşmesiyle "Hafiz Mehmet Salih Baba" veya "Mehmet Salih Hafiz Baba) şekillerinde de kullanılmıştır."

Hafiz Baba'nın "Babalık" mertebesine hangi Bektaşi tekkesinde ulaştığı bilinmemektedir. Ancak mürşidim dediği Hacı Hüseyin Baba'nın1618 Arnavutluk Bektaşilerinden olması Hafız Baba'nın dervişlik dönemini bu bölgede geçirmiş olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir.

Saadettin Nüzhet Ergun Hafız Babanın medrese tahsili aldığını söylemektedir. Divanı’ndaki şiirle bakıldığında bu bilginin doğru olabileceğini söylemek mümkündür. Aruz ölçüsüyle şiirler söylemeye çalışan Hafiz Baba'nın bu ölçüyü kullanabilmek için medrese eğitimi aldığını düşünebiliriz. Divan'ın mukaddimesinde de Hafız Baba, 'Nice yıllar ilm-i sûri ahz-ı tahsil eyledim gitti cehlim ey hâce' diyerek de eğitimiyle ilgili önemli bir bilgi paylaşmıştır. Ayrıca şiirlerinde Hurufilikle ilgili ifadeleri ve bilgileri kullanması da onun Hurufilik kaynaklarını takip edebilecek derecede tahsile sahip olduğunu göstermektedir. Ayet ve hadislerden sık sık iktibaslar yapması veya onlara telmihlerde bulunması da onun dini kaynakları yakinen takip ettiği sonucunu doğurmaktadır

Hafız Mehmet Salih Baba medrese tahsilinin ardından Eyüp'te İdris köşkü yakınlarındaki Zeynep Hatun Camii'nde imam ve hatiplik görevinde bulunmuştur. Böylece Bektaşiliğin Sünnî cemaat içinde de taraftar bulmasına ve yayılmasına hizmet etmiş, Karyağdı Baba Teknesi’nde Bektaşilikteki hoşgörülü tutumun yaşamasını sağlamıştır. 2 Hafız Baba imamlık görevini başında Bektaşi fahri ile yaptığından şikâyet konusu olmuş, bu konuda dönemin şeyhülislamı şikâyetçilere cevaben "İyi ya daha ne istiyorsunuz? O adam "Bektaşiler namaz kılmaz' diye şayi olan rivayetin asılsızlığını ispat ediyor." Demiştir

Hafiz Baba şiirinde "Mezhebim Hak Ca'feridir gayrıyı bilmem bugün" diyerek Caferi mezhebine mensup olduğunu söylemektedir. Ayrıca "Horasani Şemimiyem Aleviyem Aleviyem" mısrasıyla başlayan şiirinde mürşidi Hacı Hüseyin Baba'nın da bağlı olduğu Şemimi'den başlayarak Hz. Ali, Sarı Saltuk, Hacı Bektaş Veli, Kızıl Deli, Balım Sultan ve Karyağdı Baba'ya kadar Bektaşiliğin temel taşlarını sıralamış ve bunlarla yakınlığını belirtmiştir. Bu şiirde "Alevi" sözünü defalarca tekrarlayarak yolunu açıkça ilan etmiştir. Yine başka bir şiirinde hangi yola mensup olduğunu söyle anlatmaktadır: "Hem Aliyy'ül-Murtaza ehl-i Beyt-i sâbirana bende oldum derdime buldum deva/Pirim üstadım Hacı Bektaş Veli'nin yoluna canımı ettim feda»

Niş muhacirlerinden Hacı İsmail Beyzade Osman Bey'in 1304 (1886-1887)tarihli Mecmua-i Cevami’nde zikredilen ve dokuz adet "tarik-i nazeninden Bektaşi tekkeleri" arasında gösterilen Karyağdı Baba Tekkesi Eyüp Sultan Gümüş-suyu mevkiinde bulunmaktaydı. 626 1890 tarihli Bandırmalızâde Ahmed Münib Efendi nin Mecmua-i Tekâyå'sında "Eyüp'te Karyağdı nam mahalde" Nakşi tekkesi olarak gösterilen tekkenin şeyhi Salih Efendi dir.102 XX. yüzyılın başla-nna ait Bektaşi Sırrı adlı eserde de Hafiz Baba tekkenin mevcut postişin olarak kaydedilmiştir. Haluk Şahsuvaroğlu ise Karyağdı Tekkesi’ni Eyüpte Karyağdı Adlı yerde Nakşi Tekkesi Olarak belirtmektedir.

Hafiz Salih Baba, 11 Şubat 1917' de vefat etmiştir. Mezarı Tekke haziresinde olup Bektaşi sikkelidir. Tekkenin haziresinden anlaşıldığına göre İbrahim Selim adında bir erkek evladı olmuştur. Bundan başka Hafız Baba'nın ailesiyle ilgili başka bir bilgiye ulaşılamamıştır. Bununla birlikte 1918 Tarihli Tekâya ve Merakizi Defteri'nde Karyağdı Baba Tekkesi şeyhi olarak "Şeyh Salih Efendi" ismi yer almaktadır Yeşilzâde Mehmet Salih'in 1919 tarihli Rehberi Tekaya sında ise Karyağdı Tekkesi'nin Eyüp-Karyağdı'da bulunduğu ve ayin günü Perşembe olan bir Nakşı Tekkesi olduğu haber verilmektedir. Bununla birlikte Yeşilzade listenin sonunda Karyağdı Baba Tekkesi'ni İstanbul'daki on iki Bektaşi tekkesinden biri olarak saymaktadır. Ayrıca müellif sonradan tekkenin yanına "Bektaşi dir" notunu düşmüştür, Aynı döneme ait Hasluck'un Christianity and İslam under The Sultan Adlı eserinde de tekke şeyhi olarak hafız baba adı geçmektedir. Tekkenin adı ise “Kariadin” şeklinde ifade edilmektedir.

Hafız Baba'nın postnişinlik sırasında 1894 tarihinde Karyağdı Baba türbesinin tamiri söz konusu olmuştur. Arnavutluk'taki Leskovik Zeynelâbidîn Baba Dergâhı postnişini 60 kuruş, Baçka Dergâhı postnişini Abdülfettâh Baba 100 kuruş, Ergiri Dergahı postnişini Ali Baba 150 kuruş; Koştan Dergâhı postnişini Ahmet Baba 340 kuruş; yine aynı dergâh dervişlerinden Derviş Süleyman ve Derviş Kahraman 25 kuruş; Karasi Dergahı postnişini Sadık Baba 20 kuruş;

Martanes Tekkesi postnişini Yaşar Baba 108 kuruş, toplam 803 kuruş para yarmında bulunmuşlardır. Ayıca tekkeye Yunanistan'ın Alasonya bölgesindeki Bektaşiler ile Makedonya'nın Manastır bölgesindeki Kolonya (Ersek) ahalisinden maddi yardımlar ulaşmıştır. Bu yardımlar Hafız Baba döneminde Makedonya, Yunanistan ve Bulgaristan Bektaşi tekkeleriyle Karyağdı Tekkesi'nin ilişkilerini iyice artmıştır,

Keza Hafız Baba'nın şiirleri de bu bölgeyle olan bağlarını kanıtlamaktadır. Balkanlardaki Bektaşi büyüklerine ve mürşidine yazdığı şiirler, kendisinin bu bölgelerde yaşadığını, buradaki tekkeleri ve türbeleri gördüğünü göstermektedir. Bununla beraber Hafız Baba'nın Karyağdı Baba Tekkesi'nin postuna oturmasıyla Arnavutluk'taki Bektaşiler, sık sık bu tekkeyi ziyaret etmiştir. Böylece Karyağdı Tekkesi, Arnavutluk Bektaşilerinin İstanbul'daki merkezi haline gelmiştir.1634 Hafız Baba şair olması hasebiyle geride 221 şürden meydana gelen ve mezar taşı kitabesinde de zikredilen bir Divan-ı Aşk bırakmıştır. 635 Divan'daki şiirleri Hafız Baba, bizzat kendisi kaleme almıştır. Bu nefesler Hafız Baba'nın sözlü geleneği takip eden, aynı zamanda yazılı kültüre de yabancı olmayan bir şair olduğunu da göstermektedir. Onun şairliği, şiirleri ve Hurifiliği ile ilgili şu değerlendirme yapılmıştır: "Hafiz Baba, kaynaklarda şen ve şuh meşrep bir Bektaşı olarak geçer. Şiirin yanı sıra musiki konusunda da bilgi sahibi olduğunu söyleyen kaynaklar olmakla birlikte bu konuda kayıtlara geçmiş bir eseri veya başka bir etkinliği bulunmamaktadır. Şiirini Bektaşilik yolunun felsefesini anlamaya, Bektaşi büyüklerini övmeye, Kerbela gibi üzücü olaylarla ilgili lirik duygularını dile getirmeye, Nevruz tarzındaki özel günlerde hissettiği neşe ve sevinci aktarmaya adayan Hafız Baba, bu anlamda Bektaşi şiir geleneğinin merkezinde yer almıştır... Hafız Baba, Bektaşiliğin terimlerine ve felsefesine hâkim bir Bektaşi’dir. Ancak Hafız Baba’nın şiir hususunda öne çıkan özellikleri arasında Hurufi tavrı önemlidir. Hurufilikte tanınmış, şiirlerinde Hurufiliğin esaslarına yer veren şairlerde rastladığımız bazı unsurlar, Hafız Baba'nın şiirlerinde de vardır. Hurufi olduğuna dair kendisinin açık bir beyanı yoktur, ancak böyle bir beklenti de zaten nafiledir. Bektaşilik içinde eriyen Hurufilik, Osmanlı'nın hemen her devrinde tepkiyle karşılanmıştır. Bu yüzden Hafiz Baba'nın bunu açıkça söylemesi beklenemezdi. Bu hususla bağlantılı olarak Hafiz Baba'nın şiirlerini gün yüzüne çıkarmamasında şiirindeki Hurufilik unsurlarının da etkisi olmuş olabilir. Hafız Baba, mensubu olduğu yolu tarif ettiği bir şiirini "Bin bir ismin Hurufiyem" şeklinde bitirir. Hafız Baba'nın harflerle bağlarını dile getiren bu mısra, aslında Hurufilik felsefesinin özünü söylemiştir. Hurufiliğe göre insan vücudu çok sayıda harfi temsil eder. Bunları insanın vücudunda takip etmek mümkündür. Ayrıca üstü kapalı da olsa Hafız Baba'nın "Hurufiyem" diyerek bu yola bağlı olduğunu da söylemiştir.

Hafiz Baba İstanbul'da bazı şair ve müzisyenlerle temas halinde olmuştur. Bunlar arasında yer alan Bektaşi dervişlerinden Arife Bacı (1868-?),

Hafız Mehmet Salih Babanın anısına şu mısraları yazmıştır.

"Karyağdı dergâhın ettik ziyaret

Cemalini gördük Hafız Baba'nın

Ol güzel canlarla sürdük muhabbet

Cemalini gördük Hafız Baba'nın

Ol demde açıldı bir âli meydan

Çekilip gülbankler sürüldü erkân

Cümlemiz olmuşuz hüsnüne hayran

Cemalini gördük Hafız Baba'nın

Cümlemizi mesti müdam eyledi

Gitti kesret kudret dili söyledi

Kendimiz unuttuk bizi neyledi

Cemalini gördük Hafız Baba'nın

Arife gel kaldır gözün perdesin

Hakkın cemalini sen de göresin

Böyle bir mürşidin halin bilesin

Cemalini gördük Hafız Baba'nın"

Hafız Baba'nın hayatı ve kişiliği ile ilgili bazı efsanevi bilgiler de bulunmaktadır. Rivayete göre Arnavutluk'tan sürgün edilen Hafız Baba Eyüp Sultan'a komşu olmak isteyip Piyer Loti'de şu anki kabrinin ve kalıntılarının kaldığı Karyağdı Baba Tekkesi ‘ne yerleşmiştir. Hatta Piyer Loti'de bulunan Karyağdı Tekkesi'nden 40 yıl boyunca yazkış Eyüp Sultan Camiine namaza gitmiştir.

Bununla birlikte Arnavutluk'tan müritleri ziyaretine geldiğinde şeyhlerinin zor şartlar altında bu uzun yoldan yürüyerek namazlarını Eyüp Sultan Camiinde kılmasına dayanamazlar ve Piyer Loti'den Eyüp'e inen yolu kaldırımla döşerler. Arnavut kaldırımı ifadesi de bu şekilde ortaya çıkar.

Yine Hafız Baba'nın nüktedan kişiliğiyle ilgili şu fıkra rivayetler arasındadır: "Eyüp Cami imamı hastalanınca namaz kıldırması için Hafız Baba'ya haber yollamışlar. Baba Erenler namaz vakti camiye gelmiş ve mihraba geçmiş. Halk tanınmış bir Bektaşi babasının camiye gelmesini ve namaz kılmasını hatta imamlık etmesini olağanüstü bir olay gibi karşılamış ve meraka düşmüşler. Onlar böyle şaşıra dursunlar, Hafız Baba mihraba geçince cemaate doğru dönerek saf olmuş cemaate karşı 'Allahü Ekber' diyerek namaza başlamış. Herkes şaşırmış, birbirine bakmış. O zaman Hafız Baba, "Bre köfte-horlar, demiş, ömrünüzce, benden önceki imamların yağlı ensesine, b...lu g.. tüne doğru secde ettiniz. Bugün sizleri tertemiz yüzüme karşı secde ettirmek istedim. Neye şaşırdınız? Amma siz öylesini isterseniz, buyurun öyle ise... Diyerek arkasını cemaate dönüp, bütün erkân ve âdâbıyla, eksiksiz bir şekilde namazı kıldırmış."

Bu nükteden ve şair kişiliğinin yanı sıra hocalık Vasfi da olan Hafız Baba'dan pek çok kişi istifade etmiştir. Bunlar arasında XIX. yüzyılın İstanbul'unun üsnlü bestekârlarından Haşim Bey (v. 1868) de bulunmaktadır. Haşim Bey Beşiktaş Mevlevihanesi Şeyhi Hasan Nazif Dede'nin yanı sıra Hafız Baba'ya da intisap edip hem Mevlevi hem de Bektaşi besteleri yapmıştır. Tarzı Nevîn makamının mucidi olan haşim bey bestelediği çok sayıda Bektaşi Nefesine geleneğine imzasını koymamıştır.

Kaynak: Doç. Dr. Fahri MADEN İstanbul Bektaşileri Kitabı